Bilimsel Devrim Yalanları

Karanlık Çağ ‘ın ardından Rönesans’ın geldiğini hepimiz biliriz , ama biz burada o dönemi atlayacağız. Böylece de Bilimsel Devrim’e gelmiş oluyoruz.

Ama böyle bir şey olmuş değildir. Yirminci yüzyılda bir ders kitabı yazarı bunu kafasından uydurmuştur.On altıncı ve on yedinci yüzyılda yaşayanlardan böyle bir şeyi duyan yok. Belkide böyle bir devrim oldu ama insanlar farkında olmadı diyebilirsiniz, olabilir ama insanların iki yüzyıl boyunca fark edemediği bir devrim olabilir mi? Bilim o dönemlerde kuşkusuz önemli değişiklikler gösteriyordu , henüz orta çağ uygulamaları ve kör inançlarıyla karmakarışık bir haldeydi.

Şu on altıncı yüzyıl böbrek bozukluğu tedavisine bakın hele ;

  • Üç testi alınacak , testiler hastanın çişi ile doldurulacak ve toprağa gömülecek. Ancak şöyle bir durum var testiler toprağa gömülüp çukur kapatılırken testilere toprak girmemesi için üzeri önce taşlarla örtülecek ( testilere toprak girmesi durumunda tedavinin işe yaramayacağı düşünülürdü)

Nasıl ? Size göre de o zamanda bilimsel değil mi?

Ya şuna ne dersiniz ;

  • Şair Thomas Flatman bir bıçak yarası aldığında doktoru İngiltere’nin en yüksek bilim kurumu olan Royal Society’nin tavsiyelerine uyarak verilen ilacı bıçağın üzerine sürmüş ve yaranın iyileşmesini beklemiş.

Bunlar bilimsel şeyler olarak düşünülürken o zamanın modern bilim öncüleri ne yapıyordu acaba ? Modern astronominin kurucusu Johannes Kepler Kutsal Roma İmparatorluğu’nun resmen resmi falcısıydı. Filozof ve matematikçi Leibnitz simya ile uğraşıyordu , Newton ise bir maddenin altına dönüşeceğine inanmazken altının mayalandırılabildiği taktirde başka maddelere dönüşebileceğini düşünüyor ve inanıyordu.

 

yalannewtonbilimseldevrim

 

Newtonu tanıyanlar ve bilenler onun simyaya aslında inanmadığını sadece eğlence için kabilinden uğraştığını söylerler. Öyle ciddi bir eğlence olmalıydı ki Newton ‘un simya not defterinde bir milyon sözcük bulunmaktaydı. Newton bilim tarihinin en önemli kişiliklerinden biridir. Yer çekimini ağaçtan elma düşüşünü seyredecek kadar tuhaf bir yolla bulmuşsada tarihte pek başarılı sayılamazdı. Yıllarca üzerinde çalıştığı kronolojik dünya tarihi Jason ile Argonotların Altın Postunu aramak için denize açılmalarıyla başlar. Kimse kendisine Jason’un Yunan mitolojisinin bir ürünü olduğunu söyleyememişti. Çünkü Jason aşşağlık herifin tekiydi.

 

Her ne kadar saçma gelse de Newton ile elma hikayesi doğrudur , kuşkucuların elma hikayesine uzun süre inanmadıklarını belirtmek de kayda değer. Hikaye Voltaire’ye kadar geri gitmiş , oda bunu yiğeninden duyduğunu söylemiş ve yeğeni de başkasından duymuştu. Ama 1936’da elma hikayesi bağımsız olarak doğrulandır. O yıl bir yayıncı Newton’un çok yakın doslarından W.Stukeley’in anılarını yayınladı ve anıların ondokuzuncu sayfasında eski bir elma hikayesi yer almaktaydı…

 


  • İnsanlık Tarihinde Büyük Yalanlar adlı kitaptan alıntılanmıştır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir