hehe güzel konu

Yarasaların çoğu, böcek yer. Fakat kan içenleri de vardır. Vampir yarasalar masal değildir. Nasıl ki dişi sivrisinekler kanla beslenirse, bunlar da öyledir.
Vampir yarasalar niçin böcek yerine kanı tercih ediyor. Yarasaların çoğu böcekle beslenirken, bunların canlı hayvanların, hatta insanların kanını emmeleri korkunç değil mi?
Onların kan emmeleri, kendi tercihleri değildir. Sani-i Hakim kanla beslenmelerini istemiş ve vücutlarını ona göre tanzim etmiştir.
Mideleri, bilhassa kanı hazmedecek şekilde bu her yarasalardan farklıdır. Onlar midelerini kendileri değiştirmiştir, diyebilir miyiz? Hele hayvanların kanını içecekleri zaman, dahi bir operatör gibi hareket etmeleri, insanı hayrete sevk ediyor.
Vampir yarasa aslında ısırmaz. Arka dişleri ise yaramayacağı için, iyi teşekkül ettirilmemiştir. Mühim alan ön dişleridir. Ön dişleri birer jilet gibi keskindir? Şaşılacak bir ustalıkla kurbanının toplardamarını bulur ve dahi bir operatör gibi yarar, açar? Bu hususta şöyle mahirdir ki, kanını içeceği hayvan veya insan uyurken, uykusu hafif alsa dahi uyanmaz?
Ben birkaç sefer kan verdim. Her seferinde canım yandı. Doktorlar ellerindeki aletlerle bir yarasa kadar başarılı değil. Vampir yarasanın jilet gibi keskin dişi, midesinin kanı sindirecek şekilde meydana getirilişi, kurbanının deri altındaki toplar damarını bulup, hiç sezdirmeden ve acı vermeden varma kabiliyetini, vücudunun hususi tanzim edildiğine aşikâr bir delildir. Evet Sani-i Hakîm, onu bu yolla beslemek için vücudunu kasıtla düzenlemiştir.
Vampir yarasalar, damarını keseceği hayvanın üzerinde uçar. Kanatlarının harekete geçirdiği serin haya, kurbanının üzerinde eser. Bu da damarı yarma ameliyesinin acısız geçmesinde rol oynar. Bilmem doktorlar böyle ilmi işleri, düşünmeden bulabilir miydi? Yarasa, yaptığı hareketlerin şuurunda değildir. Bu da. onu hareket ettirenin, ancak gerçek alim Allah olduğunu aşikâr ispat eder.
Yarasa akan kanı içerken, hayvanın üzerinde durur, sanılanın tersine, kanı emecek yerde, yaradan aktıkça yalar. Kurbanı bu yüzden rahatsızlık duymaz. Üstelik yarası da çabuk kapanır?
Asıl tehlike, bu küçük vampirin kuduz gibi bazı hastalıkların mikroplarını bulaştırmasıdır. Bu yüzden atlar, sığırlar ve insanlar büyük zarara uğramıştır. Onlar, koyunların, tavukların, vesairelerin kanlarını da emerler.
Allah'tan, bu yarasalar kalabalık bir aile teşkil etmezler. Topu topu üç türleri vardır. Ya çok kalabalık olsalardı? Ne büyük zararlar meydana gelirdi, artık düşünün... Burada da ilahî nizamı görmemek mümkün değil. Mevcut vampir yarasaların hastalıklara sebep olmaları da ayrı bir ilâhi hikmettir.
Dünyada 2000 çeşit yarasa vardır. Az evvel dediğimiz gibi bunların pek azı kanla beslenir.
alıntı (hayvansevgisinet).
*******************************************************